75 - Kıyamet suresi 27. âyet meali

وَقِيلَ مَنْ رَاقٍ
Ve kîle men râk(râkın).
  
ve kîle ve denildi
men kimse, kişi
râkın kurtaracak olan
   
Abdulbaki Gölpınarlı Ve bir okuyup üfleyen yok mu denince.
Abdullah Parlıyan insanlar: “Bunu tedavi edebilecek kim vardır?” diyecekler.
Adem Uğur Tedavi edebilecek kimdir? denir.
Ahmed Hulusi "Kimdir ölümden kurtaracak?"
Ahmet Tekin 'Kim tedavi edecek?' denilecek.
Ahmet Varol Ve: 'Kim efsun yapar?' [1] denir,
Ali Bulaç "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
Ali Fikri Yavuz (Yanında bulunanlar tarafından) denilir ki: “- (Bunu) tedavi edecek bir doktor kim var?”
Ali Ünal “Yok mudur bunu iyileştirecek, kurtaracak?” denir;
Bayraktar Bayraklı (26-30) Hayır! Can köprücük kemiğine dayandığında, “Kim tedavi edecektir?” dendiğinde, onun kesin ayrılış olduğunu anladığında, bacaklar birbirine dolaştığında, o gün sevk yeri yalnızca Rabbinin huzurudur.
Bekir Sadak (26-27) Dikkat edin; can bogaza gelip koprucuk kemiklerine dayandigi zaman: «Care bulan yok mudur?» denir.
Celal Yıldırım Okuyup üfleyecek bir kimse yok mudur? denilecek.
Cemal Külünkoğlu (26-27) Hayır; can, köprücük kemiğine gelip dayandığı zaman: “Son müdahaleyi yapacak kim (tedavi edecek ve ömrü uzatacak biri var mı?)” denir.
Diyanet İşleri (eski) (26-27) Dikkat edin; can boğaza gelip köprücük kemiklerine dayandığı zaman: 'Çare bulan yok mudur?' denir.
Diyanet Vakfi «Tedavi edebilecek kimdir?» denir.
Edip Yüksel Ve, “Çare bulan var mı?“ dendiği zaman.
Elmalılı Hamdi Yazır Ve denilir: kim var bir okuyacak?
Erhan Aktaş “Kurtaracak olan kimdir?” denir.
Gültekin Onan "Son müdahaleyi yapacak kim" denir.
Hakkı Yılmaz 26-30 Kesinlikle onların düşündüğü gibi değil! Köprücük kemiklerine dayandığı, “Çare bulan kimdir!” denildiği ve can çekişen kişi bunun o ayrılık anı olduğunu anladığı ve bacak bacağa dolaştığı zaman; işte o gün sürülüp götürülmek, sadece Rabbinedir.
Harun Yıldırım “Var mı bir tedavi edecek?” denildiğinde,
Hasan Basri Çantay «Tedâvî edebilecek kim?» denildi (denilecek).
Hayrat Neşriyat (26-27) Hayır! (Can) köprücük kemiklerine dayandığı zaman: 'Var mı (bu hastaya) bir okuyacak (tedâvi edecek) kişi?' denilir.
İbni Kesir Çare bulacak kim? denir.
İskender Evrenosoğlu Ve: “Kurtaracak kimdir?” denir.
Kadri Çelik “Kurtarıcı kim?” denir.
Mehmet Ali Eroğlu Aynen işte o zaman " kim son tedaviyi yapacak?" denir.
Muhammed Celal Şems (26-27) Hayır, (iyi dinleyin! Can) boğaza dayandığında, üfürükçülükle bunu iyileştirecek var mı, denilecek.
Muhammed Esed ve insanlar: "(onu kurtaracak) bir hekim yok mu?" diye sorarlar;
Mustafa İslamoğlu bir çığlık koparılacak: "Kim... Şifacı?"
Ömer Nasuhi Bilmen Ve denilmiş olur ki: «Tedavi edebilecek kim var?»
Ömer Öngüt "Kim afsun yapar, bunu kim tedavi eder?" denir.
Şaban Piriş -Son nefesini veren kimdir? denmiş.
Sadık Türkmen “(Onu kurtaracak) bir hekim/ona okuyacak bir kimse yok mu?” diye sesleniyorlar.
Seyyid Kutub Bu hastayı iyileştirecek biri yok mu? diye sorarlar.
Suat Yıldırım "Bunu iyileştiren, kurtaran yok mu?" der.
Süleyman Ateş Ve (başında bulunanlar tarafından): "Kim afsun yapar acaba? denir,
Süleymaniye Vakfı (telaşa düşülür) "Bunu kurtaracak biri var mı?" denir.
Tefhim-ul Kuran «Son müdahaleyi yapacak kim» denir.
Ümit Şimşek 'Yok mu kurtaran?' dendiğinde,
Yaşar Nuri Öztürk "Kim var okuyup üfleyecek?" denilir!

Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz.