113 - Felâk suresi 4. âyet meali

وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ
Ve min şerrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
  
ve min şerri ve şerrinden
en neffâsâti nefes edenler, üfleyenler
fî el ukadi düğümlere
   
Abdulbaki Gölpınarlı Ve düğümlere üfleyen kadınların şerrinden.
Abdullah Parlıyan kafa ve kalbimize düğümlenen her türlü tutku büyü, sihir ve kötü üflemelerin, beyin yıkamaların kötülüklerinden ve şerrinden,
Adem Uğur (1-5) De ki: 'Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedcilerin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.'
Ahmed Hulusi (1-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Ahmet Tekin 'İnsanların akıllarını, düşüncelerini çelerek, kararlarını yumuşatarak, değiştirerek, düzenlerini bozan, dilbaz kadınların, düğümlere üfleyen büyücülerin, büyücü kadınların şerrinden Allah’a sığınırım.'
Ahmet Varol Düğümlere üfleyen kadınların şerrinden,
Ali Bulaç Düğümlere üfüren kadınların şerrinden,
Ali Fikri Yavuz (Büyü yapmak için) düğümlere üfliyen kadınların (her sihirbazın) şerrinden,
Ali Ünal Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü (kadın)ların şerrinden,
Bayraktar Bayraklı Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden.
Bekir Sadak (1-5) De ki: «Yaratiklarin serrinden, bastirdigi zaman karanligin serrinden, dugumlere nefes eden buyuculerin serrinden, hased ettigi zaman hasedcilerin serrinden, tan yerini agartan Rabbe siginirim."*
Celal Yıldırım düğümlere üfüren (nefes) lerin şerrinden.
Cemal Külünkoğlu (1-5) De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden ve kıskandığı zaman kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Diyanet İşleri (eski) Düğümlere üfürenlerin şerrinden,
Diyanet Vakfi “Ve kördüğümlere (felaketlere, içinden çıkılmaz belalara) üfürenlerin (neden olanların) şerrinden.”
Edip Yüksel “Arabozucuların, sözleşmeleri bozanların şerrinden.”
Elmalılı Hamdi Yazır Ve o, ukdelere üfliyen neffasların şerrinden
Erhan Aktaş Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
Gültekin Onan Düğümlere üfüren kadınların şerrinden,
Hakkı Yılmaz 1-5 “Oluşturduğu şeylerin kötülüğünden ve çöktüğü zaman karanlığın kötülüğünden ve düğümlere tükürüp üfleyenlerin/sözleşmelere uymayanların kötülüğünden ve kıskandığı zaman kıskananın kötülüğünden çatlamaların Rabbine; sıkıntıları ortadan kaldıran Allah'a sığınırım” de!
Harun Yıldırım “Düğümlere üfürenlerin şerrinden,”
Hasan Basri Çantay düğümlere üfüren (nefes) lerin şerrinden.
Hayrat Neşriyat 'Ve düğümlere üfleyen (büyücü)lerin şerrinden!'
İbni Kesir Düğümlere üfürenlerin şerrinden,
İskender Evrenosoğlu Ve düğümlere üfleyenlerin şerrinden.
İstanbul Kuran Araştırmaları Grubu Düğümlere üfürenlerin kötülüğünden
Kadri Çelik “Ve kördüğümlere (felaketlere, içinden çıkılmaz belalara) üfürenlerin (neden olanların) şerrinden.”
Mehmet Ali Eroğlu Ahlaksızca düğümlere üfüren kadınların şerrinden O'na sığınırım.
Muhammed Celal Şems “Bağları (koparmak için) üfürenlerin kötülüğünden,”
Muhammed Esed karanlık işlere düşkün tüm insanların şerrinden,
Mustafa İslamoğlu Ve düğümlere üfleyenin şerrinden!
Ömer Nasuhi Bilmen «Ve düğümlere üfleyen (büyücü)lerin şerrinden.»
Ömer Öngüt Düğümleri üfürüp büyü yapan büyücülerin şerrinden.
Şaban Piriş Düğümlere üfleyenlerin şerrinden..
Sadık Türkmen Nefisleri tahrik edenlerin/anlaşmaları bozanların
Seyyid Kutub Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden.
Suat Yıldırım Düğümlere üfleyip büyü yapan büyücü kadınların şerrinden,
Süleyman Ateş Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden,
Süleymaniye Vakfı ilişkilere[1*] fesat karıştıranların[2*] şerrinden.

[1*]İlişkiler diye meal verdiğimiz kelime ukde (العقدة)nin çoğulu ukad (الْعُقَدِ) dır, sağlam kurulan her türlü ilişkiyi ifade eder. Tarafları bağlayan nikah bağına “ukdet’un-nikah, satış sözleşmesine ukdet’ul-bey, karlı iş ilişkisine de el-ukde denir. (el-Ayn)

[2*] en-Neffâsât = النَّفَّاثَاتِ’a, en-nüfus’un neffâsât= النفوس النَّفَّاثَاتِ anlamı verilmiştir. Nefs = نفث bir şeyin ağızdan çıkmasıdır. (Mekâyîs) İnsanlar arası ilişkiler, bir takım sözlerle bozulur. Bunu yapanlar, genellikle yalan söylerler. Onları tanımak zor olduğu için şerlerinden Allah’a sığınmak gerekir. Konu ile ilgili âyetlerden bir kısmı şöyledir: “Yalancıları dikkate alma! Çok isterler ki sen onlara yağcılık edesin, onlar da sana yağcılık etsinler. Yemin edip duran alçakların hiçbirini dikkate alma! Arkadan çekiştirenleri, söz getirip götürenleri, iyiliği engelleyen, saldırgan, günaha düşkün, saygısız, daha da ötesi şımarık olanları önemseme!” (Kalem 68/8-13)

İlişkilere fesat karıştıranların en tehlikelileri, doğru şeyi, yanlış yerde kullanıp farklı bir algı oluşturmaya çalışanlardır. Buna Türkçe’de büyüleme, Arapça’da sihir denir. Sihir, bir şeyi olduğundan farklı gösterme, aldatma, oyalama ve hiledir. (Lisânü’l-Arab). Musa aleyhisselama karşı yapılan ve Allah Teâlâ’nın “büyük bir sihir” diye tanımladığı şey de böyle bir kurguydu. İlgili âyetler şöyledir:  

“Onlardan (o elçilerden) sonra Musa’yı âyetlerimizle Firavun’a ve onun itibarlı kişilerine elçi gönderdik. Ancak onlar âyetler karşısında yanlış yaptılar. Şimdi bak bakalım, o bozguncuların sonu nasıl olmuş? Musa şöyle dedi: “Ey Firavun! Ben, varlıkların Sahibi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Benim görevim, Allah hakkında sadece gerçeği söylemektir. Rabbinizden (Sahibinizden) size bir belge de getirdim. Artık İsrailoğullarının benimle birlikte gelmelerine izin ver.”

Firavun dedi ki: “Bir belge getirdiysen göster; tabii doğru sözlü biri isen.” Musa değneğini yere attı; anında açıkça bir yılan oluverdi. Elini çıkardı, bakanlar için bembeyaz oluverdi. Firavun’un halkından itibarlı kişiler dediler ki “Bu gerçekten işini bilen bir sihirbaz!” (Firavun etrafındakilere dedi ki:) “Sizi ülkenizden çıkarmak istiyor; ne emredersiniz?”

Dediler ki “Onu ve kardeşini alıkoy ve şehirlere adamlar gönder, işini bilen sihirbazların hepsini alıp sana getirsinler.” Büyücüler Firavun’a geldiler, dediler ki “Galip gelen biz olursak elbette bir ödülümüz olacak değil mi?” “Evet” dedi, “Üstelik benim yakın çevremde olacaksınız.”

Dediler ki “Musa! Sen mi atarsın, yoksa önce biz mi atalım?” Musa: “Siz atın!” dedi. Atınca insanların gözlerini boyadılar. Onları dehşete düşürdüler. Büyük bir sihir meydana getirdiler. Musa’ya: “Sen de değneğini at” diye vahyettik, o da (insanları) kandırmak için yaptıkları şeyleri ustaca yutuverdi. Böylece gerçek ortaya çıktı ve yaptıklarının gerçek dışı olduğu belli oldu.” (Araf 7/103-120)

Bu âyetlerde ve daha bir çok âyette sihrin gerçek dışı bir algı yönetimi olduğu açıkça anlatıldığı halde Aişe validemize dayandırılan bir rivayette bir Yahudi’nin Nebîmize sihir yaptığı, onun da yapmadığı bir şeyi yaptığını sanacak hale geldiği iddia edilir. (Buharî, Tıbb 47,49,50, Cizye 14, Edeb 56; Müslim, Selam 43-2189).  Zeyd b. Erkam’a dayandırılan rivayette ise sihir yüzünden günlerce hasta olduğu, Cebrail’in gelerek: "Düğümü falanca yahudi kuyuya attı" dediği, Nebîmiz’in de Ali’yi (ra) oraya gönderdiği, düğümü kuyudan çıkarıp çözünce Nebîmizin bağdan kurtulmuş gibi rahatladığı iddia edilir. (Nesâi, Tahrim 20, (7,112-113)

Bu rivayetlerin doğru olma ihtimali yoktur. Çünkü Allah Teala şöyle buyurur: “Seni dinledikleri sırada neye kulak verdiklerini iyi biliriz. Aralarında fısıldaştıkları sırada da yanlışlar içindeki bu kimselerin: “Peşinden gittiğiniz sihirlenmiş bir adamdan başkası değildir” dediklerini de iyi biliriz. Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bunlar bir çıkış yolu bulamazlar.” (İsra 17/47-48)

Tefsir ve meallerin çoğunda Felak suresi 4. âyete, “Düğümlere üfleyip tüküren büyücü kadınların şerrinden” şeklinde meal verilerek sihrin gerçekliğinin olduğu iddia edilir. Bu gibi şeyler müslümanların, Kur’an’a ters düşerek nasıl savrulduklarının göstergelerindendir.

 
Tefhim-ul Kuran Düğümlere üfüren kadınların şerrinden,
Ümit Şimşek Düğümlere üfleyenlerin şerrinden,
Yaşar Nuri Öztürk Düğümlere üfleyip tüküren üfürükçülerin şerrinden!

Bir sureye/ayete tıkladığınızda mealler ilk başta yazar ismine göre alfabetik olarak sıralanır. Yazar isminin solundaki kutucuğu yukarı/aşağı taşıyarak sıralamayı istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz. Tarayıcınızın çerezlerini silmediğiniz sürece tercihiniz daha sonraki ziyaretlerinizde hatırlanacaktır. Ayrıca bir yazarın ismine sağ tıklayarak bu yazarın mealinin en üstte veya en altta görünmesini de sağlayabilirsiniz.