| 1 |
Rahmeti Bol ve Kesintisiz Olan Allah’ın Adıyla1
1- Rahmân ve Rahim kelimeleri Rahmet kelimesinden türemiştir. Rahmân, Rahmetin bolluğunu, Rahim de bu bolluğun kesintisiz olduğunu ifade etmektedir.
|
| 2 |
Mutlak övgüye değer olan yalnızca Âlemlerin Rabb’i Allah’tır.
|
| 3 |
Onun Rahmeti Bol ve Kesintisizdir.
|
| 4 |
O, Hesap Günü’nün sahibidir.
|
| 5 |
Yalnız Sana kulluk1 eder ve yalnız Senden yardım dileriz.2
1-Her insan kaçınılmaz olarak kuldur. Bu seçime bağlı olmayıp. Zorunlu bir durumdur. Seçim kul olup olmamakla ilgili değil, kulluğun kime yapılacağı ile ilgilidir. Kulluk ya Allah’a ya da Allah’tan başka şeylere olur. Allah’a özgü olan kulluk gerçek özgürlüktür. Allah’tan başkasına olan kulluk ise köleliktir. Allah’a kul olmayan bir kimse; bir düşünceye, görüşe, doğaya, iktidara, sisteme, kişiye, unvana, paraya, dünya malına vs. kul olmak zorundadır. Bu kulluk doğası gereği köleliktir. İnsan yaşamında kulluğun kapsamadığı, kulluğun dışına tutulabilecek hiçbir alan yoktur. Bir Mü’min için kulluk, insanın rûhen ve bedenen bütün varlığı ile Allah’a bilinçli bir bağlılık ile yönelmesidir. İbâdet ve kulluk anlam olarak aynı şeydir: İbâdet kul kelimesinin mastarıdır. 2- Dûa; çağırmak, seslenmek, yardım istemek demektir. Dûa, Allah’a istek ve ihtiyaçlarını arz ederek Onun lütfunu desteğini, bağışlamasını ve yardımını istemektir (2:186). İnsan, dûa etmeden önce kendisine düşeni yapmalıdır. Kendisine düşeni yapmadan Allah’tan bir şey istemek samimiyetsizliktir. Yine Allah’tan istenilen şeyin doğru bir şey olması gerekir: İstediği şeyi hak edip etmediğini, hakkı olup olmadığını dikkate almalıdır. Dûa edenin, isteği kabul edildikten sonra, Allah’ı unutacak olması, dûasının kabul edilmesine engeldir. Allah’ın yanı sıra başka bir kimseye veya şeye dûa etmek şirktir.
|
| 7 |
Nimet verdiklerinin1 yolunu. Gazâbına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.
1- Doğru yola ilettiklerinin, mutlak gerçeğe ulaştırdıklarının.
|