heyhâte - heyhat, yazık

  
Abdulbaki Gölpınarlı Size vaadedilen şey, gerçekten ne de uzak, ne de uzak.
Abdullah Parlıyan Vaadolunduğunuz şeyler gerçekten de ne kadar uzak…
Adem Uğur Bu size vâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!
Ahmed Hulusi "Heyhat, heyhat böyle bir şeyin oluşması çok uzak!"
Ahmet Tekin 'Heyhât, bu size va’dedilen nihaî yargı, tehdit, ne kadar imkânsız, uzak bir ihtimal!'
Ahmet Varol Ne kadar uzak! Size vaad edilen şey ne kadar uzak!
Ali Bulaç "Heyhat, size va'dedilen şeye heyhat..."
Ali Fikri Yavuz O korkutulduğunuz şey (azab) ne uzak, ne uzak! (olur şey değil).
Ali Ünal “Boş ve imkânsız şeyler bunlar! Size va’dedilen bu şeylerin hepsi boş, hepsi imkânsız!
Bayraktar Bayraklı Oysa bu size söylenenler, gerçek olmaktan ne kadar uzak!
Bekir Sadak «Oysa tehdit edildiginiz sey ne kadar, hem de ne kadar uzak!»
Celal Yıldırım Va'dolunduğunuz şeyler pek uzaktır, pek uzak!.
Cemal Külünkoğlu “O tehdit edildiğiniz (öldükten sonra dirilmek) çok uzak, gerçekten çok uzak (olması imkansız bir şey)!”
Diyanet İşleri (eski) 'Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!'
Diyanet Vakfi «Bu size vaâdedilen (öldükten sonra yeniden dirilmek, gerçek olmaktan) çok uzak!»
Edip Yüksel “Size söz verilen bu şey imkansızdır, imkansız!“
Elmalılı Hamdi Yazır Heyhât o va'dolunduğunuz şey ne kadar uzak
Erhan Aktaş Yazık, yazık! Uyarıldığınız şey, hiç olacak şey mi?
Gültekin Onan "Heyhat, size vaadedilen şeye heyhat..."
Hakkı Yılmaz (33-38) Ve elçinin toplumundan, küfretmiş; Allah'ın ilâhlığını ve rabliğini bilerek reddetmiş, âhirete ulaşmayı yalanlamış ve şu basit dünya yaşamında kendilerine refah verdiğimiz kodaman kişiler: “Bu, sadece sizin gibi bir beşerdir, sizin yediğiniz şeylerden yiyor, sizin içtiğiniz şeylerden içiyor. Ve eğer, kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz, şüphesiz o zaman siz, kesinlikle ziyan edenlersiniz. Size, gerçekten siz öldüğünüz, toprak ve kemik olduğunuzda, mutlak sûrette sizin çıkarılacağınızı mı vaat ediyor? Tehdit olunduğunuz şey, hiç olmayacak bir şeydir! Sadece basit dünya hayatımız! Biz, ölürüz, yaşarız. Ve biz, diriltilecekler değiliz. Elçi, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir adamdır ve biz o'na inanmıyoruz” dediler.
Harun Yıldırım "Bu size vâdedilen çok uzak!"
Hasan Basri Çantay «Tehdîd olunageldiğiniz o şey ne kadar uzak, ne kadar uzak»!.
Hayrat Neşriyat 'Heyhât! O va'd edilmekte olduğunuz şey, ne kadar uzak!'
İbni Kesir Vaad edildiğiniz şey ne kadar uzak, hem de ne kadar uzak.
İskender Evrenosoğlu Yazık, yazık size vaadedilen şeye.
Kadri Çelik “Uzaktır size vaat edilen (öldükten sonra yeniden dirilmek; evet gerçek olmaktan) çok uzak!”
Mehmet Ali Eroğlu Muhatap olduğunuz vadedilen şey, gerçek olandan ne kadar da uzaktır.
Muhammed Celal Şems “Size vadolunan öylesine (gerçek) ötesi (ve akıldan da) uzaktır ki!”
Muhammed Esed Çok uzak, gerçekten çok uzak bu vaad edildiğiniz şey!
Mustafa İslamoğlu Uzak, hem de çok uzak size iddia edilen bu şey!
Ömer Nasuhi Bilmen «Ne uzak, ne uzak o vaad olunduğunuz şey.»
Ömer Öngüt “Heyhat! Vâdolunduğunuz şey ne kadar uzak, hem de ne kadar uzak!”
Şaban Piriş Size vaat edilen uzak, hem de çok uzak.
Sadık Türkmen Heyhat! Size vadolunan şey ne kadar uzak, ne kadar!
Seyyid Kutub Heyhat, heyhat! Gerçekten ne kadar uzak bir korkutmadır bu!
Suat Yıldırım "Heyhat! Heyhat! Size vâd edilen şey ne kadar da uzak!"
Süleyman Ateş "Heyhât, o size va'dedilen şey ne kadar uzak!"
Süleymaniye Vakfı Olmayacak şeyler vaad ediliyor size; hiç olmayacak şeyler!
Tefhim-ul Kuran «Heyhat, size va'dedilen şeye heyhat...»
Ümit Şimşek 'Heyhat, heyhat! Size vaad edilen ne kadar da uzak!
Yaşar Nuri Öztürk "Heyhat! Size vaat edilen o şey ne kadar uzak!"