Mürselât suresi

78 - Nebe’ suresi (40)

Nâzi’ât suresi
  
1 Birbirlerine neyi sorup duruyorlar;
2 O büyük haberi? (Bknz. Sad 38/65–68)
3 Üzerinde anlaşamadıkları şeyi mi?
4 Yok; yakında öğreneceklerdir.
5 Yok yok… Yakında bir kez daha öğreneceklerdir.
6 Biz, yeryüzünü bir sergi,
7 Dağları birer kazık yaptık değil mi?
8 Sizleri de eşleşmiş olarak yarattık. (Bknz. Fâtır 35/11, Secde 32/9, Zümer 39/42, Müminûn 23/99–100, Tekvîr 81/7)
9 Uykunuzu, dinlendirici yaptık.
10 Geceyi de örtü yaptık.
11 Gündüzü çalışıp kazanma vakti kıldık.
12 Üstünüzde yedi güçlü gök bina ettik. (Bknz. Bakara 2/22)
13 Bir de ısı ve ışık yayan bir kandil oluşturduk. (Bknz. Saffât 37/6, Nuh 71/16, Araf 7/54)
14 Birbirini sıkıştıran bulutlardan boşalan yağmur suları indirdik,
15 Daneyi ve bitkiyi onunla çıkaralım,
16 Sarmaş dolaş olmuş bahçeleri onunla oluşturalım diye.
17 İyiyi kötüden ayırma gününün vakti bellidir.
18 O, sura üflendiği gündür… Sonra bölük bölük gelirsiniz.
19 Gök açılmış, orada kapılar oluşmuş olur. (Bknz. Fussilet 41/11, İbrahim 14/48, Furkan 25/25)
20 Dağlar yürütülmüş, sadece hayalleri kalmış olur.
21 Cehennem, gözetleme durumuna geçer;
22 Azgınları gözetler. Orası, onların varacağı yerdir.
23 Orada çağlar boyu kalacaklar,
24 Ne serinlik, ne bir içecek tadacaklardır.
25 Tadacakları sadece kaynar su ile irin olacaktır.
26 Tam suça göre ceza!
27 Çünkü hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı;
28 Ayetlerimiz karşısında hep yalan söylüyorlardı.
29 Oysa biz, her şeyi tek tek yazıyorduk.
30 Tadın bakalım; size daha ne azaplar tattıracağız!
31 Allah’tan çekinenler ise zafer elde etmiş olurlar.
32 Bahçeler, bağlar,
33 Dolgun göğüslü yaşıt kızlar, (Bknz. Duhân 44/54, Vakıa 56/7, Ahzab 33/37, Nisa 4/124, Vakıa 56/10-26, Vakıa 56/60-61, Meâric 70/41)
34 Dolu dolu kadehler onlarındır.
35 Orada ne bir boş söz, ne yalan işitirler.
36 Bu, Rabbinin verdiği karşılıktır. Tam işe göre mükâfat!
37 Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin Rabbinin… Huzurunda kimsenin ağzını açamayacağı Rahman’ın mükâfatı…
38 Ruhun ve meleklerin saflar halinde ayağa kalkacağı gün, Rahman’ın izin verdikleri dışında kimse konuşamaz; konuşan da doğruyu söyler. (Bknz. Mutaffifîn 83/4-6, Fecr 89/21-23, Kehf 18/48, )
39 O gün bunlar bir bir olacaktır. Sizden kim ilahi düzene uyarsa Rabbine giden bir yola girer.
40 Biz sizi yakın bir azapla uyarmış olduk. O gün kişi, yaptığı her şeye bakar. Kâfir olan, “ah, keşke toprak olsaydım!” der.

Mürselât suresi

Nâzi’ât suresi